bu hafta neler okuyoruz…

yılbaşı döneminde ben her ne kadar düzenimizin bozulmamasına dikkat etsemde bu heyecanlı ve hareketli dönemde hem genel düzen hem de davranışlar biraz raydan çıkabiliyor.  yurt dışından gelen aile büyükleri olsun, sık sık görmediğimiz akrabalar olsun kızların üzerinde biraz ekstra ilgi oluyor ve hafif de olsa şımarıklıklar başlıyor.

bu hafta normal düzenimize geri dönmeye çalışırken alegra ile akşam okumalarımız için özellikle nezaket, sevgi, saygı gibi konseptlere değinen kitaplar şeçmeye çalıştım…en çok keyif aldıklarımızı paylaşmak istedim…

A Quest for Good Manners karin lefranc’ın harika kitabında genç ve biraz şımarık bir prenses ve yaramaz ejderhası nezaketi öğrenmek üzere ilginç bir yolculağa çıkarlar.

Madeline Says Merci kitabında john bemelmans marciano ünlü fransız genç kız madeline’in maceralarıyla okurlara hem nezaket kurallarını hem de sevgi ve saygının önemini en güzel şekilde vurguluyor.

yazar laurel snyder’ın yeni kitabı The King of Too Many Things galiba bu sene en çok sevdiklerimizin arasına girecek! Bu harika kitapta çok şımarık bir küçük kral istediği herşeyi bir emir ile elde edebiliyor- bir tek en çok arzuladığı şeye-gerçek arkadaşlığa- bu şekilde ulaşamayınca biraz aklı başına gelmeye başlar. Sonunda eşyaların değil de sevginin ve saygının önemli olduğunu iyice anlayan genç kral davranışlarını değiştirir.

haftanın mücveri- kara lahana, kırmızı soğan ve balkabağı

son bir ay nasıl geçti anlaması çok zor! noel ve yılbaşı kutlamaları bizim evde çok heyecanlı oluyor, eşimin doğum gününden sonra hayat bir hızlanıyor ki günler sanki göz açıp kapayana kadar geçmiş oluyor! butun bu yoğunluğun içerisinde haftanın mücverini yapmaya pek fırsat bulamadık doğrusu…mücver yapmadık değil tabii, evde verdiğimiz davetler ve aile toplantılarının hemen hemen hepsinde önden daha önceki haftanın mücverlerinde yapıp misafirlerimize ikram ettik…en çok yemek seçenler bile tadlarına baktılar, birçoğu da beğendi mücverlerimizi 🙂

sonunda bu hafta tekrar bir düzene dönmeye başladık.  sadece mücver konusunda değil, genel anlamda bu hafta tüm ev ve aile hayatımız da biraz düzene girmeye başladı.  büyük kızların sınavları başladı, alegra ise artık tekrar düzenli ve özenli bir şekilde ödevlerini, okumalarını ve piyano çalışmalarına geri döndü, ben de sonunda doğru durust bir şekilde bilgisayarımın başın oturup hem Mini DM yazılarıma hem de kendi projelerime geri döndüm.  heyecanlı ve çok çok keyifli bir yılbaşı sezon olmasına rağmen biraz sakinliğin ve düzenin de iyi geleceği kesin.

bu haftaki tarif biraz farklı. normalde tüm malzemeleri çiğden kızartıyorduk, bu sefer kullandığımız kara lahana ve kırmızı soğanı önce bir kaç dakika tava çevirdik. normalinde daha kıtır bir hava kattı mücverimize ve ben bayıldım! umarım sizler de beğenirsiniz…

malzeme:

1 büyük avuç yikanmış ve doğranmış kara lahana

1/2  adet uzun ince doğranmış kırmızı soğan

½ su bardağı organik badem unu (biz bunu evde kendimiz yapıyoruz- hem taze olduğundan emin oluyorum hem de istediğim şekilde organik çiğ badem içinden yapabiliyorum)

1/2 su bardağı rendelenmiş keçi peyniri

1 adet çırpılmış organik yumurta

kırmızı pul biber

deniz tuzu/karabiber

tarif:

orta boy bir tavada 1 yemek kaşığı zeytin yağını ısıtın

kırmızı soğanı 4-5 dakika yumuşayana kadar pişirin

kara lahanayı ekleyip 2-3 dakika daha pişirin

kalan malzemeleri orta boy bir kabın içinde iyice karıştırın

az soğuduktan sonra soğan-kara lahana karışımını da ekleyip tekrar karıştırın

1 yemek kaşığı zeytinyağını tavada ısıtın

mücver malzemesini yemek kaşığı büyüklüğünde toplar şeklinde sıcak tavaya koyun ve kenarları kızarıncaya kadar pişirin, sonra da çevirip 2-3 dakika daha pişirin

azru ettiğiniz şekilde sıcak veya oda sıcaklığında servis edin

biz bu hafta mücverin yanında çok güzel bir cacık koyduk. bol salatalıklı, organik tire yoğurdundan yaptık ve üzerine bol bol kırmızı pül biber ve nane serptik…önden bir çorba ile gayet lezzetli ve hafif bir akşam yemeği oldu!

 

 

bahartlı kuruyemişler

her sene noel ve yılbaşı döneminde bizim evde baharatlı kuruyemişler hazırların.  gelenek haline gelmiş olan bu hazırlık sanırım 7-8 sene önce başladı.  her sene noel döneminde yakın arkadaşlarımıza ufak da olsa bir hediye yollamayı çok severim.  daha samimi olduğunu düşündüğüm için de bu hediyelerin ya ev yapımı ya da tanıdığım ve beğendiğim birinin el işinden oluşması önem gösteririm. İşte baharatlı kuruyemişler hikayesi de bu şekilde başladı.

martha stewart’ın gingered nuts tarifinden yola çıkarak hem türkiye’de daha kolay bulunan malzemeleri kullanmaya çalıştım hem de ben acıyı çok sevdiğim için tarifteki acıyı bayağı bir artırdım.  yapması çok kolay, geçen hafta sonu alegra ile birlikte yaptık ve onun “yardımlarına” rağmen her şeyin hazırlanıp fırına koymamız 30 dakikayı geçmedi.  kuruyemişlerin tazeliği ve kalitesi de çok önemli, ben bu sene güven kuruyemiş’ten aldım ve çok memnun kaldım. aşağıdaki tarif bir büyük fırın tepsisi dolusuna uygun, çok gibi gelse de yiyen biliyor büyük bir tepsi dolusu bile hemen bitiyor!

umarım siz de bizim kadar keyifle yapar ve dostlarınızla paylaşırsınız…yaptıktan sonra bana da fotoğraf yollayın çok sevinirim!

malzeme:

1 su bardağı çiğ badem içi

1 su bardağı çiğ fındık içi

1 su bardağı çiğ kaju

1 su bardağı ceviz içi (veya amerikan cevizi pekan)

1.5 su bardağı minik minik doğranmış şekerli kuru zencefil

2 çay kaşığı deniz tuzu

2 çay kaşığı acı kırmızı pul biber

½ su bardağı su

4 yemek kaşığı esmer şeker

tarif:

fırını 180 dereceye ısıtın

büyük bir fırın tepsisine yağlı pişirme kâğıdı serin

kuruyemişleri, zencefili ve baharatları büyük bir kapta karıştırın

küçük bir tencerede suyu ve esmer şekeri karıştırıp tüm şekerler eriyene kadar kısık ateşte pişirin

şeker karışımını kuruyemişlerin üzerine döküp iyice karıştırın

karışımı fırın tepsisine dökün ve iyice yayın

kuruyemişlerin rengi altın rengine dönmeye başlayana kadar, yaklaşık 15-20 dakika, fırında ara ara karıştırarak pişirin

fırından çıkartın ve soğumasını bekleyin- sert bir hale gelecektir

parçalara kırarak cam bir kavanozun içinde 1 haftaya kadar saklayın

haftanın mücveri- butternut squash, taze patates, kuru soğan

bu haftanın mücveri için çok büyük bir şansa çok sevdiğim ve türkiye’de pek bulamadığım butternut squash buldum! eltim son zamanlarda bodrum’da sıksık alış veriş yaptığı http://www.tarladan.com ‘dan ben de alış veriş yapayım diye karar verince sipariş listesinde butternut squash görünce gözlerime inanamamıştım! büyük bir heyecanla sipariş verdim ve bu hafta ilk butternut squash mücverimizi yaptık. kendimiz keyifle tadına baktıktan sonra eşim ve ikizinin doğum günü yemeğinde başlangıç olarak tüm aileye sunduk…yanına batırmalık sos olarak safranlı yoğurt sosu hazırladık. büyükler bayıldılar, küçükler tadına baktılar, vejeteryan olan yeğenimle ben ise arta kalam tüm mücverleri bitirdik!

öğlen veya akşam için harika bir yemek, misafir için süper bir başlangıç…sosun tarifini de aşağıda bulabilirsiniz.

malzeme:

300 gram rendelenmiş butternut squash

4-5 adet rendelenmiş taze patates

½ rendelenmiş kuru soğan

½ su bardağı organik ev yapımı badem unu

1 adet çırpılmış organik yumurta

deniz tuzu/karabiber

tarif:

tüm malzemeleri orta boy bir kabın içinde iyice karıştırın

1 yemek kaşığı zeytinyağını tavada ısıtın

mücver malzemesini yemek kaşığı büyüklüğünde toplar şeklinde sıcak tavaya koyun ve kenarları kızarıncaya kadar pişirin, daha sonra çevirip 2-3 dakika daha pişirin

ılık veya oda sıcaklığında safranlı yoğurt sosuyla servis edin…

safranlı yoğurt sosu:

küçük bir kasede 2 tutam safranı 3 yemek kaşığı sıcak su ile karıştırıp kenara bırakın

başka bir kasede 1 su bardağı süzme yoğurt, 1 limonun suyu, 1/2 diş ezilmiş sarımsak, 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 tutam deniz tuzu karıştırın

safranlı suyu da ekleyip iyice karıştırın, servisten bir kaç saat evel hazırlanırsa çok daha güzel oluyor.

haftanın mücveri yerin- şükran günü!

bizim evde çok sevilen ve önemsenen şükran günü (thanksgiving) olduğu için bu hafta haftanın mücverini atlamaya karar verdik.

şükran gününün hikayesini bilmeyenler için kısaca özetlemek istedim.  amerika birleşik devletlerine ilk giden avrupalı grupların çoğu çocuk zorlanarak yeni topraklara yerleşebilmişler.  sıfırdan evler, şehirler ve yollar inşaat etmek zorunda kalmışlar.  iklimler farklı, tarım süreçlerini bilememişler, doğada bulabildikleri besinlerden ne şekilde kaynaklanabileceklerini de bilememişler. geçirdikleri ilk kış soğuktan, açlıktan ve hastalıktan çok ölen olmuş.  kışı geçirebilenler ise besinsiz ve zor bir durumda kalmışlar. bu arada yakında oturan yerel gruplar yol göstererek ve besinlerini ve bilgilerini paylaşarak göçmenlere yardımcı olmuşlar.  ilk bahar geldiğinde yerel halk ve göçmenler birlikte oturup güzel bir yemek paylaşmışlar ve böylece ilk şükran günü kutlanmış.

tabii şu an ilk baharda değiliz, son baharın hatta sonlarına doğru gelmek üzereyiz ve son baharın tüm sebzeleri, meyveleri, ve renkleriyle dolu olan bir şükran gününe geldik. şükran gününün artık her sene kasım ayının son perşembesinde (beş perşembe var ise dördüncü perşembe) kutlanır.  bunun sebebi ise abraham lincoln.  1863 senesinde amerika’da iç savaş yoğun bir şekilde devam ederken o zaman cumhurbaşkanı olan lincoln’un bölünmüş olan ülkeyi bir araya getirecek bir gün yaratmak isteyişi.  iç savaş dönemi amerikan halkı için çok yorucu bir süreç olarak geçti- kardeş kardeşe karşı, baba oğulluna karşı, dostlar birbirlerine karşı çok savaşan olmuştur.  bu derece ayrılığın ve düşmanlığın öne çıktığı bir dönemde herkesin hem fikir olabileceği bir ulusal şükran günü yaratarak lincoln halkına aslında ne kadar çok konuda aynı olduklarını ve zor günlerde bile ne kadar şanslı olduklarını hatırlatmak istemiş.

bizim evde şükran günü çok önemli bir gün ve benim için çok duygu dolu bir gün.  kızlar ilk doğduklarında kendi ailemden uzak olmak bir hayli zor gelmişti. sağ olsunlar eşimin ailesi ve arkadaşları beni şükran gününde hiçbir zaman yalnız bırakmadılar, tüm enerjileriyle ve saygılarıyla bugünün önemini ve değerini kendileri en az benim kadar yaşadılar. kızlarda bu pozitif enerjilerden ve açık bakış açılardan çok faydalandılar. birkaç yıl evvel tam şükran günü haftasında hastaneye yatmak zorunda kaldım, şükran günü eve dönebildim ancak ve yokluğumda kızlar (babaları ve evdeki ablanın yardımlar ile tabii) evi süslemiş, masayı kurmuş ve yemekleri hazırlamışlardı. sofraya oturduğumuzda da asya ve alara tek tek hepimize neden şükür ettiğimizi sorup hazırlamış oldukları bir kâğıda yazdılar. hayat boyu unutmayacağımız bir akşamdı.

bu sene her şey biraz daha sakin, çok şükür. evde biraz tadilat yapmaya karar verdiğimiz için misafir çağıramadık ama evin işleri bitsin mutlaka telafi etmeyi planlıyoruz.  evlendiğimden beri ilk defa annem ve babam istanbul’dalar bu sene. birlikte keyifli bir akşam geçireceğimiz tahmin ediyorum- pek sakin olamayabilir-üç kızla açıkçası bizim evde hiçbir akşam sıkıcı geçmiyor… kutlama geceleri daha da heyecanlı oluyor!

**şükran gününde haliyle yemekler çok önemli- bu seneki menümüz aşağıda … her şey glütensiz ve benim gibi et yemeyenler için bol bol seçenek var…tarif isteyen olursa seve seve paylaşırım

MENÜ

yeşil salata

avokadolu kabak çekirdekli brüksel lahanası

ızgara mısır

demir tavada mısır ekmeği

tatlı patates püresi

adaçaylı taze patates

parmezan peynirli kuşkonmaz

kuru meyveli hindi budu

hindi sosu (gravy)

zencefilli yaban mersinli sos

 

tatlı olarak da bugünün vazgeçilmezi olan balkabaklı tart ve vanilyalı dondurmamız var!

IMG_0668

 

 

haftanın mücveri- karnabahar, ıspanak ve nohut

bu hafta bir başka proteinli mücveri denemeye karar verdim. geçen hafta yaptığımız mercimekli mücverin tadını herkes çok beğenmişti, mercimek sayesinde de doyurucu ve tok tutması ekstra bir avantaj oldu.  bu hafta yoğun bir haftaydı, hem gündüzleri hem de akşamları evde çok hareket vardı- bu şekilde mevsim sebzelerinde yaratılmış ve protein dolu bir mücverin hazır bulunması çok işimize yaradı!

malzeme:

5-6 parça çok az haşlanmış karnabahar

2 avuç ince ince doğranmış ıspanak

1 su bardağı az haşlanmış nohut

½ su bardağı organik ev yapımı badem unu

½ su bardağı rendelenmiş parmezan peyniri

1 adet çırpılmış organik yumurta

1 çay kaşığı zerdeçal

1 çay kaşığı pul biber

deniz tuzu/karabiber

tarif:

tüm malzemeleri orta boy bir kabın içinde iyice karıştırın

1 yemek kaşığı zeytinyağını tavada ısıtın

mücver malzemesini yemek kaşığı büyüklüğünde toplar şeklinde sıcak tavaya koyun ve kenarları kızarıncaya kadar pişirin, daha sonra çevirip 2-3 dakika daha pişirin

arzu ettiğiniz şeklide sıcak veya oda sıcaklığında servis edin

ben bu haftanın mücverlerini servis etmeden üzerinde yarım yemek kaşığı kadar tahin gezdirdim. hem görüntüsü güzel oldu, hem de tahin ile birlikte ekstra besleyici oldu.

 

 

haftanın mücveri- tatlı patates, pazı ve yeşil mercimek

bu haftanın mücverine biraz protein eklemeye karar verdim. son zamanlar sık sık spora gitmeye başladım ve uzun yıllardan sonra bir pilates hocasıyla çalışmaya başladım. çok iyi motivasyon oldu doğrusu, kendimi çok daha enerjik ve küvetli hissediyorum. beslenmemi de biraz değiştirmemi istedi, bu da ayrıca iyi geldi.

15 yaşımdan beri ara ara vejeteryan olarak beslendiğim dönemler oldu. son beş yıldır da kırımız veya beyaz et tüketmiyorum. deniz ürünlerini çok sevdiğim için onlardan vazgeçemiyorum ama mümkün oldukça doğal bir şekilde olta ile tutulan veya toplanan ürünler tüketmeye çalışıyorum. tabii bunları hep bulmak kolay olmuyor- bu nedenle sebze bazlı protein kaynaklarını artırmaya gayret ediyorum.

bu nedenle de bu haftanın mücverine yeşil mercimek ekledik. geleneksel mücver tarifinden biraz farklı olsa da tadı çok güzeldi ve ayrıca gayet doyurucu oldu!

malzeme:

1 adet rendelenmiş orta boy tatlı patates

1 avuç yıkanmış ve ince ince doğranmış pazı

1 su bardağı çok hafif pişmiş yeşil mercimek

½ su bardağı organik ev yapımı badem unu

½ su bardağı rendelenmiş keçi peyniri

1 adet çırpılmış organik yumurta

1 çay kaşığı pul biber

deniz tuzu/karabiber

tarif:

tüm malzemeleri orta boy bir kabın içinde iyice karıştırın

1 yemek kaşığı zeytinyağını tavada ısıtın

mücver malzemesini yemek kaşığı büyüklüğünde toplar şeklinde sıcak tavaya koyun ve kenarları kızarıncaya kadar pişirin, daha sonra çevirip 2-3 dakika daha pişirin

arzu ettiğiniz şeklide sıcak veya oda sıcaklığında servis edin.

ben öğlen harika bir yeşil salata ile birlikte yedim. akşam da ailece balığın yanında süper oldu.

happy halloween!!

cadılar bayramı partisi vermek artık bizim evde bir gelenek haline geldi. yıllarca asya ve alara’nın arkadaşları için parti yaptık…önce asya büyüyüp istemez hale geldi, sonra da alara. bu büyümeler çok hızlı oluyor maalesef ve bu nedenle böyle kapsamlı ve temalı bir partiyi ayarlamak bazen biraz zor da olsa üşenmeden yapıyorum! iki yıldır keyifle alegra’nın arkadaşlarını ve annelerini ağırlıyoruz ve her geçen sene bir öncekinde daha da heyecanlı ve güzel geçiyor gibi geliyor bana! bu sene kızların hepsi bayağı ciddi kostümlü geldiler- hatta birçok anne (ben dahil!) korkunç makyaj yaptırıp ve temalı aksesuarlar takıp geldiler.

 

bu seneki parti için bayağı özenli bir şekilde hazırlandık! İlk olarak tabii evimizi en korkunç şekilde süsledik.  eve girenleri iskeletler ve hayaletler karşıladı, içeride kocaman örümcek ağları vardı ve her taraftan cadılar bayramı temalı süsler asılıydı. sonra da geleneksel balkabağımızdan surat yaptık. son olarak da bol bol yemek yaptık!  

 süslemeler de olduğu kadar kızlarla birlikte yapacağımız faaliyetleri hazırlarken de özendik.  çocuklarla birlikte sanat faaliyetleri yapmak benim hayatta en çok sevdiğim işlerden biri olabilir, uzun zamandır da yapmaya fırsatım olmamıştı- bu partide bütün birikmiş faaliyet enerjimi kullanabildim! iskelet kafa maskeler yapma, minik balkabağı boyama, örümcek yüzüklere boncuk dizmek, havada kuruyan kilden süsler yaratmak, hazine avında kullanmak üzere torba süsleme… planladıklarımız çok fazla bile oldu! Bazılarına bu sene sıra bile gelmedi (neyse ki seneye şimdiden heyecanla hazırız!)

son eğlencemiz hazine avı oldu. yurt dışında olan ‘trick or treat’ (‘şaka ya da şeker’) geleneği türkiye de olmadığı için yaklaşık on sene önce bizim evde cadılar bayramı hazine avı geleneğini başlattık.  kızlar küçükken daha basit sorular ve koşturmalar ile yapılan hazine avı bu sene artık tam hakkıyla yapabildik.  çocukları dört takıma ayırdık – hayaletler, cadılar, vampirler, ve zombiler (şansa da harika zombi kostümler gelen bir grup vardı takımları tam ismine uygun oldu!).  önceden hazırlanmış ipuçlarını takımlara dağıttım ve koşturma başladı!!! site içinde bir aşağıya bir yukarıya inanılmaz heyecanlı ve keyifli bir yarış oldu.  gerçek anlamda ‘kazanmak’ yoktu, zaten her noktada kızları bir torba dolusu şeker bekliyordu!

 

kızlar enerjilerini atmış, şekerleri toplamış bir halde eve döndüklerinde cadılar bayramı soframız hazırdı! bu sene ilk defa tamamen temalı yemekler hazırladık ve gerçekten muhteşem oldu! kopmuş parmağa benzeyen sosisli sandviçlerle başlayıp balkabağına benzeyen mandalinalar ve hayalet gibi hazırlanan muzlar yediler.  sonrasında kızlar hem ev yapımı süslü kurabiyeler hem de çok yakın arkadaşımın hediyesi olan halloween cupcakeler, vampir ağızı kurabiyeler ve hayalet bezeleri de yiyip tekrar bahçede bağırış çağırışa devam ettiler!

tüm bu heyecan içinde anneler de çok keyif aldılar! çocuklar kadar temalı olmasa da annelere de sonbahara uygun bir çay ve şarap saati hazırladık- ıspanaklı kiş, balkabaklı tart, vegan ve glütensiz çikolatalı pasta, minik bir balkabağının içerisinde humus ve yanına sebzeler.  ve tabii istedikleri kadar cadılar bayramı şekerleri!

havalar kararmaya başlayınca artık bahçe de soğudu ve herkes partiden ayrılmaya başladı.  ellerinde şekerleri, yapmış oldukları balkabakları ve kil süsleriyle bir sürü küçük cadıyla, vampirle, zombiyle ve prensesle vedalaştık.  ev boşalınca alegra ile karar verdik ki bu sene gerçekten harika bir parti oldu! ama bunun sebebi sadece önceden güzel bir şekilde hazırlanmamız değil, gelen tüm çocukların ve annelerin de enerjilerinin yüksek olmasıydı. ev sahipleri olarak biz o kadar çok eğlendik ki, şimdiden önümüzdeki senenin planına başladık!

IMG_0249

 

 

 

*tüm süslemeleri ve sofra takımlarını meri meri partyware’den aldık, her türlü kutlamaya uygun ürünleri var, çok tavsiye ederim.  www.merimeri.com

*tarifleri merak edenler için

*muhteşem cupcakeler, vampir kurabiyeler ve hayalet bezeleri ısmarlamak ve daha fazla bilgi almak için http://www.irisdreamdesigner.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

haftanın mücverleri!

iki haftadır maalesef haftanın mücverini yapamadık! ekim ayının ortasında amerika’ya gittim. çok güzel geçti… aile işimiz halıcılık olduğu için her sene şirket olarak orada büyük bir iç mimari fuarına katılıyoruz ve bu sene biraz yardıma ihtiyaç vardı, bu sene onsekiz yıllık bir aradan sonra fuara ben de gittim.  inanılmaz yoğun ve hareketli bir beş gün geçirip döndüm… dönüşte çok jet lag oldum ve tekrar düzene girmem biraz uzun surdu!  neyse ki bu hafta artık normal rütinimize dönmeye başladık ve  haftanın mücverlerini pişirmeye ve paylaşmaya başlayabildim.

hafta başında daha evvelden hiç denemediğim bir şeyi denedim- kerevizli mücver! kereviz ile havucu çiğden rendeledik, peynir olarak da beyaz peynir kullandık… aslında güzel oldu ama doğrusu pek alışık olmadığım bir tat çıktı ortaya!

malzeme:

1 adet rendelenmiş orta boy kereviz

1 adet rendelenmiş büyük boy havuç

½ su bardağı organik ev yapımı badem unu

½ su bardağı rendelenmiş beyaz peyniri

1 adet çırpılmış organik yumurta

1 çay kaşığı pul biber

deniz tuzu/karabiber

tarif:

tüm malzemeleri orta boy bir kabın içinde iyice karıştırın

1 yemek kaşığı zeytinyağını tavada ısıtın

mücver malzemesini yemek kaşığı büyüklüğünde toplar şeklinde sıcak tavaya koyun ve kenarları kızarıncaya kadar pişirin, daha sonra çevirip 2-3 dakika daha pişirin

arzu ettiğiniz şeklide sıcak veya oda sıcaklığında servis edin

ben bu haftanın mücverini yanına avokado dilimleyip öğlen yemeğinde yedim, gayet güzel oldu ama doğruya doğru kızlar pek beğenmediler!

kerevizli havuçlu mücver ve avokado

bu hafta ikinci bir haftanın mücverini de hazırladık… arayı hızlıca kapatmak istedim, bu aralar pazardaki sebzeler de şahane, tam kışa giriş başladı ve bayılarak yediğimiz balkabağı ve ıspanak artık taze ve mevsiminde. balkabaklı ıspanaklı mücverimiz şahane oldu! çarşamba akşamı misafirimiz de vardı, çoluk çocuk herkes tadına baktı ve genel olarak beğenildi (benim büyük kızlarım bu aralar biraz sebze boykotunda oldukları için onlar maalesef yemediler)

malzeme:

1 adet rendelenmiş orta boy balkabağı parçası- biz bu hafta yaklaşık 300gr kullandık

1 büyük avuç ince ince doğranmış ıspanak

½ su bardağı organik ev yapımı badem unu

½ su bardağı rendelenmiş keçi peyniri

1 adet çırpılmış organik yumurta

1 çay kaşığı pul biber

deniz tuzu/karabiber

mücverlerin tarifi aynı olduğu için tekrar yazmıyorum. bu haftanın ikinci mücverini ızgara palamut ve yeşil salatayla eşlik olarak servis ettim. biz normalde balığın yanında fırında taze patates yapıyoruz ama mücver hem sağlıklı hem de doyurucu oldu. sofraya da güzel bir renk kattı 🙂

balkabaklı ıspankalı mücver

 

alegra’nın misketler

bu sene nedense okula donuş ve tekrar rutine girmemiz biraz zor ve sancılı bir dönem oldu.  ne ben ne de alegra tam olarak okulun ve ödevlerin başlamasına hazır değildik sanırım! bir gün ders çalışmaya çalışırken aramızda ciddi bir tartışma çıktı…öyle sinirlendik ki birbirimize ben kendime “time out” cezası verdim ve beş dakikalığına odama çekilip kapıyı kapattım!

kendi başıma sakinleşmeye çalışırken aynı zamanda bu seneyi nasıl atlatacağız diye kara kara düşünüyordum doğrusu! sonunda aklıma amerika’da bir çok arkadaşımın bana anlattığı ve tavsiye etti bir sistemi denemeye karar verdim.  alegra’nın birkaç sınıf arkadaşının annesi de anlattım, öyle hoşlarına gitti ki burada da paylaşmak istedim.

ödev kavgası yaşarken fark ettim ki alegra’nın sorunu esasında ödevden ziyade kendi sorumluluklarının ne olduğunu ve ailece hepimizin de sorumluluklarını pek anlamamış olması.  bunun üzerine ondan bana kendi düşüncesine göre sorumluluklarının ne olduğunu anlatmasını istedim. Bazıları biraz fazla komplike fikirlerden oluşuyordu ama sonunda mümkün oldukça basit ve sadece beş maddeden oluşan bir liste yapmayı becerdik. bu durumda alegra’nın sorumlukları şunlar:

  • her gün okuldan verilen ödevlerini tamamlamak
  • her gün birkaç sayfa bile olsa İngilizce ve Türkçe okuma yapmak
  • her gün piyanosunu çalışmak
  • her gün kendi öz bakımını yapmak- banyo almak, diş fırçalamak gibi
  • her gün bunları yaparken (ve aslında gün boyunca) mümkün olduğu kadar saygılı ve olumlu bir tavırla hareket etmek

sistemimiz de şu şekilde işliyor. Her bir sorumluluk için alegra birer tane renkli misket ‘kazanıyor’. akşamları eğer beş misketi tamamladıysa akşam yemeğinden sonra dondurma (veya evde pişmiş olan başka bir tatlı) yeme hakkına sahip oluyor. ayrıca misketleri tamamlayarak hafta sonu televizyon veya ipad zamanı (bir buna elektronik zamanı diyoruz) kazanıyor. eğer günlük misketlerini tamamlayamazsa duruma göre elektronik zamanı azalıyor.

 

IMG_0270

bu yeni programı uygulama başladığımız saniyeden itibaren hem alegra hem ben çok rahatladık! Alegra yeni sistemde seçim yapma ve kendi sorumluğunu almayı öğrenmeye başladı, ben ise onun kararlarına saygı göstermeye. kendisi ister banyo yapıyor ister yapmıyor ama verdiği karar doğrultusunda tatlı yeme hakkını ve elektronik zamanı kazanıyor. Kim bilir belki banyo yapmamayı ve dondurma yememeyi seçecektir (henüz böyle bir gün olmadı tabii!). ama artık karar benim değil, onun. Bu da ikimizin sırtından büyük bir yükü almış oldu.

Okullar açılalı neredeyse iki ay geçti ve doğal olarak ödev-banyo-piyano saati geldiğinde hiç tartışmıyoruz veya alegra hiç şikayet etmiyor diyemem ama kararları onun eline bırakmak ve ona hem sorumluluğu hem de kontrolü devir etmek çok doğru bir karar oldu. sizler evde ne tür sistemler kuruyorsunuz? en çok bu işe yaradı dediğiniz taktikler var mı, hiç işe yaramayan veya durumları zorlaştıran yöntemler oldu mu? paylaşırsanız çok sevinirim!

IMG_0269